“Kendi Değerlerimiz”le Çağın Vebası Kanseri Konuştuk

12 Nisan 2017 Çarşamba - Basın Halkla İlişkiler Müdürlüğü - 2883 kez okundu

Geleneksel hale gelen "Kendi Değerlerimiz" adlı söyleşi programı, “Çağımızın Vebası Kanser” konu başlığıyla, 11 Nisan 2017 tarihinde Rektörümüz Prof. Dr. Cavit Bircan’ın moderatörlüğünde gerçekleşti.

Atatürk Kongre Merkezi Maiandros Salonu’nda gerçekleşen etkinliğe Rektörümüz Prof. Dr. Cavit Bircan, Rektör Yardımcılarımız Prof. Dr. Recai Tunca, Prof. Dr. Törün Özer, Genel Sekreter V. Yrd. Doç. Dr. Mustafa Aslan, Üniversitemiz Uygulama ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Yrd. Doç. Dr. Mücahit Kapçı, akademik ve idari personelin yanı sıra çok sayıda öğrenci katıldı.

Üniversitemiz akademik personelinin bilgi birikimlerini ve deneyimlerini paylaştığı “Kendi Değerlerimiz” programında bu kez alanında uzman hekimlerimiz dünyada ve ülkemizde görülme sıklığı artan ve çağımızın vebası olarak nitelendirilen kanser hastalığına açıklık getirdi. Programa konuşmacı olarak Üniversitemiz Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serpil Demirağ, Prof. Dr. Ali Zahit Bolaman, Prof. Dr. İrfan Yavaşoğlu, Prof. Dr. Sabri Barutca, Prof. Dr. Nezih Meydan, Prof. Dr. İbrahim Meteoğlu katılırken, “Kanser nedir?”, “Kanserin tarihi”,  “Kanserin sebepleri? Kanserin tedavi yöntemleri”, “Erken tanının önemi”, “Kanserde Alternatif Tıp’ın yeri”, “Kanser ile genetik ilişkisi”, “Gıda ve yaşam tarzının kansere etkisi” konuları ele alındı.

Rektörümüz Prof. Dr. Cavit Bircan’ın açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte, kanser hastalığı hakkında merak edilen konulara açıklık getirildi.  “Kendi Değerlerimiz” programlarıyla en sıkıcı olabilecek konuları keyifli bir şekilde anlatarak geniş kitlelere ulaşmayı başardıklarını ifade eden Rektörümüz Prof. Dr. Cavit Bircan, “Çağımızın vebası olarak görülen Kanser hastalığı ile mücadelede Üniversitemiz Uygulama ve Araştırma Hastanesinde uygulanan yöntemleri hocalarımız sizlerle paylaşacak.” dedi.  

Kanser hastalığının Antik Mısır’dan beri var olduğunu gösteren bulguların olduğunu söyleyen hekimlerimiz, Kanser hastalığına ismini, modern tıbbın kurucusu Hipokrat’ın verdiğini ve manasının yengeç anlamına gelen “Cancer” kelimesinden, Onkolojinin ise Roma İmparatorluğu döneminde eski Yunanca’da “onkos” ur- şişlik kelimesinden geldiğini ifade etti.

Günümüzün vebası olarak adlandırılan Kanser ile ilgili bilgiler veren Öğretim Üyelerimiz, hazır gıdalarla beslenmenin yaygınlaşmasının, hareketsiz yaşamın, radyasyon, ilaçlar, virüsler, genetik faktörler, sigara ve alkolün kanserin tetikleyicisi olduğunu belirterek özellikle sigaranın kanser sebepleri içerisinde yüzde 25 oranında bir paya sahip olduğunu vurguladı.  Kanser hücrelerinin sağlıklı insanlar da dahil herkeste bulunduğunu ifade eden doktorlarımız, Kanser hücrelerinin vücudumuzun kendi hücreleri olduğunu, vücudumuz tarafından tanındığını ve kontrol altında tutulduğunu açıklayarak vücudumuzun bağışıklık sisteminin çökmesiyle kanserin başladığını anlattı.  Kanser hücreleri dokuda bağımsızlığını ilan etmesinin ardından çoğalmaya başlayarak vücudun başka alanlarına yayılıyor. Vücudun bağışıklık sisteminden kaçan Kanser hücrelerinin vücuda yayılmasının kolaylaştığını ifade eden hocalarımız “ Kanser hücreleri vücudumuzun kendi hücreleri olduğundan vücudumuzun savunma sisteminde bulunan kodlarda, Kanser hücreleri yabancı olarak tanımlanmıyor ve savunma sistemimiz bu hücrelere karşı reaksiyona geçmiyor.”  dedi.

Kanserle mücadele konusunda en yaygın kullanılan yöntemlerden biri olan Kemoterapi yöntemi hakkında da bilgiler veren hekimlerimiz, Kemoterapinin damardan uygulanan ilaçlı bir tedavi yöntemi olduğunun altını çizerek “ Her ilaç zehirdir, her zehir ilaçtır” sözünden hareketle kemoterapilerde kullanılan ilaçların dozunun iyi ayarlanmasının önemine dikkat çekti.

Alternatif Tıp yöntemleri konusunda da açıklamalar yapan öğretim üyelerimiz, doğada şifalı bitkilerin olduğunu, fakat bunların kontrolsüz ve bilinçsiz kullanılmaması gerektiğini kaydederek, Hastanemizde tedavisi süren bir hastamızı kullandığı bir bitki nedeniyle kaybettiklerini ifade etti.

Kanserle mücadelede kök hücre naklinin önemine dikkat çeken hekimlerimiz, Türkiye’de çok fazla donörün bulunmadığından dert yanarak Kızılay’a başvurarak gönüllü bağışçı olunabileceğini söyledi. Hocalarımız, “ Donörlerimizin bu işten hiçbir zararları yok. Bedenlerinin hiçbir yeri zarar görmeden bu işlem gerçekleşiyor. Ülkemiz donör sayısı bakımından gelişmiş ülkelerin çok gerisinde. Sizler de Kızılay’a başvurarak bir hayat kurtarabilirsiniz.” diye konuştu.

Katılımcıların sorularının yanıtlanması ve Üniversitemiz Hastanesinde tedavi olarak sağlıklarına kavuşan hastaların hekimlerimize teşekkür etmesiyle son bulan etkinlikte, Rektörümüz Prof. Dr. Cavit Bircan, katkılarından dolayı öğretim üyelerimize teşekkür belgesi verdi.

 

 Adnan Menderes Üniversitesi - Bilgi İşlem Daire Başkanlığı - Web Tasarım Geliştirme Grubu